Vakıf Kültürü ve Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Turan Gökçe’nin moderatörlüğünde yürütülen panele, Vakıflar Genel Müdürlüğü Tescil Daire Başkanı Hilal Aydemir ile Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclis Üyesi Mevlüt Çam konuşmacı olarak katıldı. Program, Prof. Dr. Gökçe’nin açılış konuşmasıyla başladı.
Vakıf Müessesesinin Medeniyet İçindeki Yeri
Açılış konuşmasında Prof. Dr. Turan Gökçe, vakıf müessesesinin Türk-İslam medeniyetinin kurucu unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Vakıf anlayışının köklerinin İslam öncesi dönemlere kadar uzandığını belirten Gökçe, bu kavramın İslamî dönemde gelişerek Osmanlı’da kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ve özellikle 8. yüzyıldan itibaren vakıfların sistematik bir yapı kazandığını ifade etti.
Vakıf ve Kayıt Geleneğinin Tarihsel Önemi
Göktürk kitabelerinde yer alan iyilik ve yardımlaşma izlerine dikkat çeken Prof. Dr. Gökçe, vakıf ile kayıt geleneği arasındaki kopmaz ilişkiye vurgu yaptı. “Vakıf aynı zamanda kayıt demektir; vakfiyesiz vakıf düşünülemez” ifadesini kullanan Gökçe, Osmanlı döneminde milyonlarca belgeyi barındıran ve yaygın adıyla hazine-i evrak olarak bilinen arşivlerin vakıf sisteminin temel kaynakları olduğunu belirtti.
Vakıf Kayıtlarının Bilimsel Değeri ve Dijital Dönüşüm
Konuşmasında Fuat Köprülü’nün vakıf kayıtlarının tarih yazımı ve disiplinlerarası çalışmalardaki rolüne ilişkin metodolojik yaklaşımlarını hatırlatan Prof. Dr. Gökçe, günümüzde dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları sayesinde arşiv verilerinin ağ analizleri, veri görselleştirme ve haritalandırma gibi yöntemlerle çok daha kapsamlı biçimde değerlendirilebildiğini ifade etti.
Vakıf Kavramının Tanımı ve Boyutları
Prof. Dr. Gökçe’nin ardından söz alan Mevlüt Çam, vakfı “kişinin mülkiyetindeki menkul veya gayrimenkulü hayrî bir hizmet için kamuya ebediyen tahsis etmesi” şeklinde tanımladı. Vakıfların bir yandan şehirleri imar eden kurumsal yapılar, diğer yandan merhamet ve şefkat temelli insani hareketler olduğunu belirten Çam, vakıf anlayışının tamamen gönüllülük esasına dayandığını vurguladı.
Vakıf Belgelerinin Yapısı ve Medeniyet Tasavvuru
Vakıf belgelerinin, kurucularının hayallerini ve topluma dair tasavvurlarını yansıtan metinler olduğunu ifade eden Çam, bu belgelerin hamdele ve salvele ile başladığını; ardından kurucunun tanıtımı, hayrat ve akarların sıralanması, görevlilerin belirlenmesi, hukuki hükümler ve tarihlendirme bölümlerinin geldiğini aktardı. Ayasofya vakfiyesinin ise bu unsurların ötesine geçerek kapsamlı bir medeniyet tasavvuru sunduğunu dile getirdi.
Fatih Sultan Mehmet’in Vakıf Anlayışı
Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya vakfiyesinde yer alan tarihçe, amaç ve dönüşüm vurgularını değerlendiren Mevlüt Çam, Fatih’in şehri imar etmeyi “küçük cihadın ardından büyük cihada başlama” olarak tanımladığını aktardı. Fatih’in ilim ve sanat erbabını İstanbul’a çekme konusundaki kararlılığının, vakfiyede yer alan “Hayatın yaşam kaynağı ilimdir” ifadeleriyle açıkça görüldüğünü belirtti.
Çam ayrıca Fatih Sultan Mehmet, Yıldırım Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman vakfiyelerinde görülen ortak medeniyet perspektiflerini değerlendirerek, vakıf kurma motivasyonlarında Kur’an’da yer alan sadaka-i cariye anlayışının belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Vakıf Türleri, Akarlar ve Yönetim Yapıları
Konuşmasının devamında vakıf türlerini yönetim biçimleri, şartları ve hizmet alanlarına göre sınıflandıran Çam; mazbut, mülhak ve cemaat vakıfları ile hayrî, hayrî-zürrî ve evlatlık vakıfları ayrıntılı biçimde açıkladı. Müsekkafat ve müstegallat gibi akar türleri ile icare, icare-i vahide, icareteyn ve mukataa gibi işletme yöntemlerinin işleyişine değindi.
Vakıf görevlileri (mütevelli, nazır, cabi, kâtip) ve hizmet personelinin (imam, hatip, muvakkit, ferraş) görevlerini de aktaran Çam, vakfiyelerde geçen keşif hücceti, tamir, ihya ve inşa terminolojisine ilişkin örnekler sundu. Konuşmasını Yahya Kemal’in Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirinden:
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
mısralarını okuyarak tamamladı.
Vakıf Arşivinin Tarihsel Serüveni
Panelin son konuşmacısı Hilal Aydemir, vakıf kayıt arşivinin İstanbul’dan Ankara’ya uzanan fiziki yolculuğunu ve günümüzde dijitalleşme ile yeniden İstanbul merkezli bir yapıya yönelen süreci anlattı. FSMVÜ bünyesinde açılacak yeni birimin bu bağlamda önemli bir imkân sunduğunu belirtti.
Aydemir, vakıf kayıtları arşivinin Osmanlı Arşivlerinden nakledilen yaklaşık sekiz milyon belgeyi içerdiğini, farklı arşivlerde bulunan belgelerle birlikte bu sayının çok daha fazla olduğunu ifade etti.
Arşiv Yapısı, Nüshalar ve Kayıt Geleneği
Vakıf kayıtlarının kuruluş aşamasında üç nüsha hâlinde düzenlendiğini belirten Aydemir, bunların kadı sicili nüshası, vakfedenin elindeki asıl nüsha ve nezaret nüshası olduğunu söyledi. Bu kayıt geleneğinin modern vakıflarda da sürdürüldüğünü vurguladı.
Türkiye’de devlet arşivleri, tapu arşivi, nüfus arşivi, millî savunma arşivi ve vakıf kayıtları arşivinin ayrı yapılar olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Aydemir, vakıf kayıtları arşivinin eski adıyla Kuyûd-ı Vakfiye Arşivi olarak bilindiğini hatırlattı.
Arşiv Fonları, Defter Türleri ve Dijitalleşme
Hilal Aydemir konuşmasında Selçuklu’dan Cumhuriyet dönemine uzanan vakıf belgeleri, vakfiye defterleri, istinsah nüshaları ve Evkaf Nezaretleri dönemindeki denetim mekanizmalarına ilişkin ayrıntılı bilgiler verdi. Ayasofya’daki papaz odalarının bir dönem arşiv mekânı olarak kullanıldığını, 1936 yılında arşivin sandıklar ve hurçlar içinde trenle Ankara’ya taşındığını tarihsel belgeler ışığında aktardı.
2005 yılından itibaren yürütülen Vakıf Arşivi Yönetim Sistemi kapsamında yaklaşık 10 milyon belgenin dijitalleştirildiğini belirten Aydemir, VGM arşivinde 41 fon, 8.100 defter ve iki milyondan fazla Osmanlıca varak bulunduğunu, sekiz milyon belgenin Osmanlı Arşivlerinden geldiğini ifade etti. VGM Arşivinin, vakfiyelerin topluca bulunduğu dünyadaki tek arşiv olduğunun altını çizdi.
Arşiv Defterlerinin Türleri ve Araştırmacılara Açılması
Aydemir; Vakfiye Kasa Defterleri, Müstakil Vakfiye Defterleri, İstanbul ve Rumeli defterleri, Haremeyn defterleri, Hurufat, Esas, Hulasa, Feraşet, Fodula, Taamiye, Maaş, Ataya ve Surre defterleri gibi çok sayıda özel defter türünü işlevleriyle birlikte tanıttı. Muamele defterlerinden ahkâm, hüccet, tescil ve mühür defterlerine kadar 21 farklı defter türü bulunduğunu belirterek, ayrıntılı bilginin VGM tarafından yayımlanan arşiv rehberinde yer aldığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda, VGM arşiv kayıtlarının FSMVÜ Ayasofya Yerleşkesinde oluşturulan okuma salonunda araştırmacıların kullanımına açılacağını duyurdu. Panel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe tarafından konuşmacılara hediye ve teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.