FSMVÜ Vakıf Kültürü ve Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezinin düzenlediği “Ayasofya Vakıf Konferansları” serisinin mayıs ayı konuğu Prof. Dr. Saadettin ÖKTEN oldu.
Prof Dr. Turan GÖKÇE, “Zarafet Estetikten Daha Öte Bir Anlam İfade Eder”
Programın sunuş konuşmasını merkez müdürü Prof. Dr. Turan GÖKÇE gerçekleştirdi. 4-8 Mayıs tarihlerinin Türkiye’de Vakıflar Haftası olarak kutlandığını hatırlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. GÖKÇE, bu yıl temanın “Mimari ve Zarafetin Buluşması, Vakıf Medeniyeti” olarak belirlendiğini söyledi. Medeniyetimizin kilit kavramlarından birisinin vakıf diğerinin ise şehir olduğunu ifade ettikten sonra “buradaki şehir kavramı zarafetle imar edilmiş ruhu olan ve kendi etrafında iklim oluşturan bir şehirdir” diyerek sözlerine devam etti. Zarafetin estetikten daha öte bir anlam ifade ettiğini, Mimari ve Zarafet denince akla ilk gelen isimin ise Prof. Dr. Saadettin ÖKTEN olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Sadettin ÖKTEN, “Değerler Medeniyetin Temel Sistemidir”
Mimari ve zarafetin bir medeniyet tasavvuru içerisinde ele alınması gerektiğini söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. ÖKTEN, insanın eylemleriyle var olduğunu, eylemlerin de kurallara göre şekillendiğini, insanın sadece içgüdüsüne göre yaşayan bir hayvan olmadığını, değer yargılarının bulunduğunu ifade etti. İnsanın değerlerine göre eylemlerini kurguladığı zaman vicdani bir rahatlama içinde bulunduğunu, insanın eylemlerini dışarıdan görenlerin o eylemlere bakarak bir mensubiyet atfettiğini dile getirdi.
“Değerler medeniyetin temel sistemidir. Biz eğer kendi medeniyetimizin bir öznesi isek değer, kural, kurgu ve eylem sonunda varoluş ortaya çıkar” diyen Prof. Dr. ÖKTEN, insanın değerlerine göre yaşayıp değerlerine göre eylemlerini kurguladığında buna medeniyet tasavvuru dendiğini söyledi. Külliyenin bir eylemler kompozisyonu olduğunu vurguladıktan sonra arka planında değerler, kurgular, kurallar ve eylemlerin bulunduğunu, değerlerin ne olduğunun anlaşılması için de vakfiyeye bakılması gerektiğini aktardı.
Osmanlı’da külliyelerin yalnızca cami, medrese, çarşı, darüşşifa, imaret vb farklı binalardan meydana gelen fiziksel bir yapılar topluluğu olmadığını belirten Prof. Dr. Sadettin ÖKTEN, bu yapının arkasında güçlü bir medeniyet tasavvuru bulunduğunu ifade etti. Sözlerine Osmanlı külliye sisteminin merkezinde tevhid düşüncesinin yer aldığını vurgulayarak devam eden Prof. Dr. ÖKTEN, bu anlayışın birlik, bütünlük ve uyum fikrini ön plana çıkardığını dile getirdi.
İnsanın temel ihtiyaçlarını maddi, zihni ve duygusal olarak üç ana başlıkta gruplayan Prof. Dr. ÖKTEN, külliye sisteminin sayılan üç alanı da kapsayan bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Buna göre çarşıların maddi ihtiyaçlara, medreselerin zihni ihtiyaçlara, camiinin ise duygusal ihtiyaçlara cevap verdiğini belirtti. Külliye düzeninin camii etrafında şekillendiğini; ibadet, eğitim, sosyal hayat ve gündelik ihtiyaçların aynı medeniyet ufku içerisinde külliyede karşılandığını dile getirdi.
“Modern zamanın külliyeleri AVM’lerdir”
Prof. Dr. Sadettin ÖKTEN, günümüzde modern şehirlerin büyük ölçüde ihtiyaç, verimlilik ve işlev merkezli bir anlayışla kurulduğunu ifade ettikten sonra külliye sisteminin insanı yalnızca fiziksel ihtiyaçlarıyla değil, zihni ve duygusal boyutlarıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirdiğini söyledi.
Modern şehirlerde insanın gökdelenler, AVM’ler arasında sıkıştığını ve çoğu zaman nesneleştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. ÖKTEN, buna karşılık Osmanlı külliye sisteminde insanın merkeze alındığını anlattı. Geçmişte inşa edilen külliyelerin bugün yalnızca nostaljik birer hatıra olarak görülmemesi gerektiğini, insan ölçeğini ve hayat bütünlüğünü hatırlatan önemli örnekler olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Programın sonunda Vakıf Kültürü ve Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü ve rektör yardımcısı Prof. Dr. Turan GÖKÇE tarafından katılımları için Prof. Dr. Sadettin ÖKTEN’e hediye takdim edildi.